Neden Çevik Dönüşüm?

haydar

Vizyon, dönüşüm, gelişim, yenilik, inovasyon... Bildiğiniz gibi bunlar en favori konularım. 2015 yılında vizyonumuzu tekrar belirlediğimiz günden bu yana ileriye gitme içgüdüsüyle sürekli bir değişim ve dönüşüm içindeyiz. Hep anlattığımız gibi, 2017 yılında başlattığımız Ortak Kültür çalışması bizi bir dönüşüm sürecine soktu. 2 yılı aşkın bir süredir de birlikte tanımladığımız ve geçtiğimiz sürede devreye aldığımız ortak kültürümüz Dinamik Denge değer ve prensiplerini paradigmalarımıza, davranışlarımıza, karar ve uygulamalarımıza yansıtmak için çaba gösteriyoruz.

Bu değişimle oluşan, oluşması kaçınılmaz olan değişiklik ise çalışma şeklimiz olmalıydı. Böylelikle şirketimiz bünyesinde hızla sahiplendiğimiz ortak kültürümüz Dinamik Dengeyi iş yapış yapımıza ve şekillerimize de yansıtma zamanı geldi.

Bu konu çok yeni değil aslında, geçen sene sonunda BCG ile başladığımız “Çevik@Ford Otosan” çalışmasının pilot dönemini mart sonunda tamamladık. Dönüşüm El Kitabımız (Playbook) hazırlandı. Yayınlandı. Pilot döneminde kazandığımız öğrenimleri değerlendirdik ve çalışmaya başladık. Çalışmalar adına yakışır şekilde çok hızlı ilerliyor. Şirket içinde bu çalışmalar çeşitli kanallar üzerinden paylaşılmaya, çalışma arkadaşlarımızca görünmeye başladı, bu nedenle de sorular da alıyoruz. İletişim kanallarımızı Çevik@Ford Otosan’ı anlatmak, tüm çalışma arkadaşlarımızla paylaşmak için yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Hayata yeni geçirdiğimiz Ford Blog’u da bu anlamda her an, her yerden ulaşabileceğiniz bir platform olması sebebiyle Çevik@FO konusunda yayınlanan tüm dokümanları, olan ve olacak tüm haberleri bir arada görebileceğiniz bir mecra olarak planladık.

Bu yazımı en azından bize en çok gelen soruya, “Neden Agile?” sorusuna bir kez daha yanıt vermek için bir fırsat olarak kullanmak istiyorum.

Şirketimizin şimdiye kadarki başarısını kolaylıkla iş yapış şekline bağlayabiliriz, ancak gelecek bize başka bir senaryonun da olması gerektiğini gösteriyor. Gerek sektörümüzü etkileyen çevresel etkenler gerekse iç dinamiklerimiz, bize iş yapış şeklimizin de belli alanlarda, aynı şekilde değişmesi gerektiğini çok net gösterdi. Vizyonumuzu gerçekleştirmek, her bir çalışma arkadaşımızın, sürecimizin, işimizin potansiyelimizi ortaya çıkartacak bir metot ile çalışmasını sağlamaktan geçiyor. Bu çok net bir amaç. Ve bizi bu amaca götürecek en net metot ise Çevik çalışma şekli.

Türkiye’nin en değerli ve en çok tercih edilen sanayi şirketi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Geçtiğimiz günlerde Brand Finance, Fortune 500 gibi birçok önemli listenin üst sıralarında yer aldık, en değerli otomotiv şirketi olduk… Evet, bunlar çok önemli, ancak bu hedef rakamlarla değil; prensipler, değerler ve güçlü metotlar ile sahiplenilebilecek bir hedef.

Agile metodunun bizler için en önemli katkısı müşteriye yakınlık; iteratif çalışma yöntemi, güçlü multidisipliner ekipler, otonom takımlar. Tüm bunlarla ilgili detayları Dinamik Denge sekmesinin altındaki Ford Blog’da Çevik@FO alanında bulacaksınız. Ancak ben de biraz değinmek istiyorum.

Çevik@FO; müşterilerimizi işimizin tam merkezine konumlandırıyor. Müşteri beklentilerini anlayan, önceliklendirerek aksiyon alınan bir çalışma yöntemi. Sürekli derine inen, ilk seferde mükemmele ulaşmaya çalışan değil, ufak atılan adımlar ve müşteriden gelen geri bildirimler ile ilerlenen bir çalışma modelinden bahsediyoruz. Bir işe başlamadan önce stratejik olarak öncelikli olduğundan emin olunan bir yönetişim mekanizması sunmakla da kalmayıp işi bitirmeye yönelik bir sistem. Bize “başlamayı bırak, sonuçlandırmaya bak” diyor. Ortak kültürümüz gibi yeni çalışma şeklimiz de dinamik; yani işlerimizin, diğer işlerimizle uyum ve bütünlüğünü odağına alarak; ihtiyacın, amacın, geçerlilik ve yeterliliğinin her an yeniden düzenlenebilmesi açısından çok değerli, çünkü zaman kazandırıyor. Zaman, hayatımızdaki en önemli şey.

Bu sistem hata konusunda da hepimize farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Hata yapmamak artık yerinde saymanın, yeniliğe açık olmamanın bir göstergesi konumunda. İnovasyonla, yeni deneyimlerle oluşabilecek hatalar; gelişimin bir parçası. Önemli olan; durumu görünür kılmak, yani şeffaflaştırmak; incelemek ve anlamak. Bu üç unsuru kullanarak kendimizi bunlara uyarlamak. Bu da bize hem deneyim hem de hız kazandırıyor. Yine zaman.

Çevik@FO; büyük veya karmaşık bir işi, şeffaf ve bütünsel bir yaklaşım ile gerçekleştirilebilir en küçük parçalarından başlayarak tamamlıyor ve çalışma prensiplerimizle güçlü bir bağ kuruyor. Hiyerarşiyi ve silolaşmayı ortadan kaldırıyor ve tüm birimlerin, sorumlu ekiplerin birbirleriyle şeffaf bir iletişimde olmasına olanak tanıyor. Dinamik Dengemizi korumamızı sağlıyor.

Ve belki de en önemlisi; bize ulaşmak istediğimizi, yani vizyonumuzla ulaşacağımız başarının ödülünü izlemeyi, beklemeyi değil, hep birlikte “inşa etmeyi” öğretiyor… Daha kapsayıcı ve sahiplenen bir sistem.

Sıklıkla sorulan, merak edildiğini bildiğim bir diğer soru ise hepimiz bu metoda mı geçeceğiz, nasıl olacak? Şöyle ki herkes Çevik çalışma metodunda çalışmayacak, ancak hepimiz bu Çevik Dönüşümden etkileneceğiz. Hepimizin sprint koşan takımlarda olması mümkün değil; bazı arkadaşlarımız Lean Agile, bazıları CLT (Customer Loyalty Team), bazıları Center of Excellence metotlarıyla çalışacak. Zira asıl hedefimiz Çevik bir organizasyon yaratmak değil, vizyonumuzu gerçekleştirecek potansiyeli açığa çıkartmak.

Canlı yayınlarımızdan birinde bir benzetme yapmıştım, hatırlarsınız. Pek çok vagonu olan bir trene binmek üzere bir istasyondayız. Bazı ekipler çalıştıkları alanların uygun olması nedeniyle öndeki vagonlara biniyorlar, ama bu herkesi alacak kadar büyük bir tren. Vizyonumuzu gerçekleştirmeyi kendine amaç edinen herkes bu trende, dolayısıyla bu yolculukta olacak, kimse geride kalmayacak diyebiliriz.

Dönüşüm hem bireysel hem de kurumsal anlamda zorlu bir süreç; insanları, şirketleri zorluyor. Bugüne kadar belli bir konfor alanına alışıldı, ama büyüme ve değişme ancak konfor alanından çıkınca yaşanıyor. Bunu kendimden de biliyorum. Şirketimizin üst düzey liderleri olarak çalışma şeklimizi değiştirdik, artık biz genel müdür veya genel müdür yardımcıları değiliz. Bizler “dönüşüm liderleriyiz”. Bunun ne demek olduğunu anlamak için bu süreci yaşamak için hevesli olmanız gerekiyor. Bu süreci yönetirken kararları biz almıyoruz ve sadece bu bile büyük bir değişim, alışkanlıklarımızın çok ötesinde bir sistem. Alınan kararlara liderlik etmeye çalışmak, organizasyonu hiyerarşiden gelen kuvveti kullanmadan yönlendirmek, bunlar alışık olduğumuz şeyler değil. Ama gözümüzü hedeften ayırmadan, şirketimizin gündemini yakından takip etmek, kendini bağlantılı tutmak bu dönemde çok önemli.

Bizim herkese, hepinize ihtiyacımız var. Adımlarımız ne kadar büyük, ne kadar sağlam olursa sağlam bir temelle hedefimize ilerleyebiliriz.

Şirketimiz için, bizler için, geleceğimiz için bu adımı atan ve atacak tüm çalışma arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ederim.

Haydar Yenigün - Chief Agilist